İnkontinansı olan biri olarak Selpak mesane pedi ile tanıştıktan sonra hayatımda yapmak istediğim bir çok şeyi ertelemekten vazgeçtim. Selpak’ın yeni ürünleri benim için büyük bir umut oldu. Eşimle beraber bu sene küçük bir Selçuk turu yapmaya karar verdik. Uzun süredir planlayıp ertelediğimiz bu kısa kaçamak için yollara döküldük… Sizlerle de gördüklerimi paylaşmak benim için büyük bir zevk olacak…

İzmir-Aydın yolunun yapılışından sonra Selçuk İzmir’e daha yakın hale geldi. İzmir-Aydın yolu kısa bir mesafe ancak yol boyunca göreceğiniz mola yerleri Ege’nin sıcağında serinlemenize yardımcı oluyor.

Yüzyıllar boyunca nice insanın emeği ile yaratılmış, gün ışığına çıkarılması için de nice emek harcanmış Efes’i gezmek için zaman ayırın bence…

Efes M.Ö 3000 yıllarında kurulmuş ve dönemin önemli liman kentleri arasındaymış. İon, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı uygarlıklarının izleri bugün halen görülüyor. Şehir tarih boyunca farklı istilalar ya da depremler nedeniyle tam beş kez yeniden kurulmuş.

Efes harabelerine ilk girişte karşılaştığımız kalıntılar Vedius Gymnasium' a ait kalıntılar oldu ve dönemin özelliklerini karekterize eden sportif ve kültürel eğitimin yapıldığı görkemli bir yapı.

Bizans hamamlarına uğradıktan sonra tam karşısında “Çifte Kiliseler (Konsül Kilisesi)” ile karşılaşıyoruz. Hristiyanlığın ilk yedi kilisesinden biri ve Meryem Ana adına sunulan ilk kilise olması sebebiyle çok büyük önem tutuyor.

Efes harabelerinin en güzel yapılarından biri olan tiyatroyu mutlaka görün derim, halen oldukça sağlam kalmış görünüyor. 25.000 kişilik tiyatronun ilk kez Helenistik dönemde yapıldığı biliniyor.

Mermer caddeden yukarı çıktığımızda Kuretler Caddesi ile kesişen noktada Aşk Evi’ni görüyoruz. Celcius Kütüphanesi, Trajan Çeşmesi, Hadrian Tapınağı, Yamaç Evler, Domitian Tapınağı, Belediye Sarayı ve Odeon Efes’te göreceğiniz diğer tarihi kalıntılar.

Meryem Ana’ya giderken Panayır Dağı eteğinde, Hristiyan olan yedi gencin baskılar karşısında saklandıkları ve 200 sene uyuduktan sonra uyandıkları Yedi Uyuyanlar Mağara’sını ziyaret ettik. Yedi Uyuyanlar hem Müslüman hem de Hristiyan kültürlerinde yaşayan Anadolu’da yaygın bir efsane...

Selçuk’a gitmişken Şirince’yi gezmeden olmaz… Adı gibi şirin bir köy Şirince. Köye geldiği an uzaklardaymış gibi hissediyor insan. Günümüzün hızlı metropollerinde yaşayanlar için adeta bir sığınak… Hem kafa dinlemek hem de her yere yakın olmak istiyorsanız burası sizin için biçilmiş  kaftan! Gitmek için ise en iyi zaman Eylül-Ekim ve Nisan- Mayıs- Haziran. Yani şimdi gitmenin tam zamanı!